BDU ve SDID Başkanı Musa Karademir, 20 Temmuz KKTC Barış Harekatı ile İlgili Açıklama Yaptı

20 TEMMUZ: BARIŞIN, ÖZGÜRLÜĞÜN VE EGEMENLİĞİN ADIDIR

20 Temmuz 1974, yalnızca bir askerî harekâtın tarihi değil, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin, özgürlüğe uzanan yolculuğunun ve Ada’ya yeniden barışın geldiği gündür.

Kıbrıs Barış Harekâtı, uluslararası antlaşmalardan doğan meşru garantörlük haklarının kullanılması suretiyle, Kıbrıs Türk halkını yok olma tehlikesinden kurtarmış, Ada’da barış ve güvenliğin tesis edilmesini sağlamıştır.

Bugün, aradan geçen yıllara rağmen Kıbrıs Türk halkı hâlâ uluslararası alanda haksız ve insanlık vicdanını yaralayan izolasyonlara maruz bırakılmaktadır.

Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü talepleri görmezden gelinmekte, çözüm adına dayatılan modeller ise Kıbrıs’ın siyasi gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.

Yarım asrı aşkın süredir denenmesine rağmen sonuç vermeyen federasyon temelli çözüm arayışlarının artık sürdürülebilir olmadığı açıktır.

Kıbrıs’ta kalıcı barışın ve istikrarın yegâne yolu, adadaki iki halkın ve iki devletin egemen eşitliğinin kabul edilmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplum tarafından “acilen” tanınmasıdır. İki devletli çözüm, bir ayrılığın değil, karşılıklı saygıya, eşitliğe ve kalıcı barışa dayalı yeni bir uzlaşının ifadesidir.

Avrupa Birliği’nin, 2004 yılında Annan Planı’na “Evet” diyen Kıbrıs Türk halkını cezalandırırken, “Hayır” diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Ada’nın tamamını temsilen üyeliğe kabul etmesi, Kıbrıs meselesindeki tarafsızlığına gölge düşürmüş ve çözüm sürecindeki dengeleri bozmuştur. Bu yaklaşım, çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet etmektedir.

Şunun altını ısrarla çizmek gerekir: Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs meselesine ilişkin politikalarını adalet, eşitlik ve uluslararası hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirmesi tarihi bir sorumluluktur.

“Kıbrıs’ta Barışın Teminatı; Egemen Eşitlik, İki Devlet ve Ortak Gelecektir.”