BDU ve SDID 21 Eylül Dünya Barış Günü İçin “Ortak Mesaj” Yayınladı

İNSANLIK BİZİM ORTAK DİLİMİZDİR.

BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği ve SDID Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği olarak bizler, barışı yalnızca savaşların sona ermesi veya silahların susması olarak görmüyoruz. Bizim için barış; insan onurunun, adaletin, güvenliğin, özgürlüğün, karşılıklı saygının, dayanışmanın ve umudun yaşatılmasıdır. Çünkü gerçek ve kalıcı barış, yalnızca devletlerarasında imzalanan anlaşmalarla değil, toplumların birbirini anlaması, farklılıklarına saygı göstermesi ve ortak bir gelecek inşa etme iradesiyle mümkün olabilir.

Bugün dünya savaşlar, çatışmalar, zorunlu göçler, yoksulluk, ekonomik eşitsizlikler, ayrımcılık, sosyal kutuplaşma, insani krizler ve giderek büyüyen güvensizliklerle karşı karşıyadır. Bu tablo bize barışın yalnızca devletlerin ve hükümetlerin sorumluluğunda olmadığını göstermektedir. Barış; devletlerin yanı sıra diplomasi çevrelerinin, sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının, akademisyenlerin, gençlerin, sanatçıların, kanaat önderlerinin ve bütün insanların ortak sorumluluğudur. Çünkü barışın kalıcı olabilmesi, toplumların barış kültürünü benimsemesine ve günlük yaşamın bir parçası haline getirmesine bağlıdır.

Bu nedenle BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği ve SDID Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği olarak, devletler arası diplomasinin yanında sivil diplomasinin, insani diplomasinin ve toplumlar arası diyaloğun güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Diplomasi artık yalnızca devletlerin resmi kurumları arasında yürütülen bir ilişki biçimi değildir. Günümüz dünyasında toplumlar, üniversiteler, düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri, iş dünyası, meslek kuruluşları, gençlik hareketleri ve kültürel çevreler de uluslararası ilişkilerin önemli aktörleridir. Sivil diplomasi, toplumlar arasında güven oluşturan, iletişim kanallarını açık tutan, önyargıları azaltan ve ortak çıkarlar üzerinden iş birliği geliştiren güçlü bir barış aracıdır.

İnsani barış anlayışımız, insanı bütün farklılıkların ötesinde merkeze almaktadır. Bir insanın sınırların, milliyetlerin, dinlerin, dillerin, renklerin, kültürlerin ve siyasi farklılıkların ötesine bakarak karşısındaki insanı öncelikle bir insan olarak görebilmesidir insani barış. Farklılıkları ortadan kaldırmayı değil, farklılıklarla birlikte huzur ve güven içerisinde yaşayabilme kültürünü geliştirmeyi amaçlar. Çünkü farklılıklar insanlığın sorunu değil, insanlığın ortak zenginliğidir. Diyalog farklılıkları yok etmek için değil, farklılıkların çatışmaya dönüşmesini engellemek için vardır.

İnsani barış, insan onurunun korunmasıyla başlar. Korkmadan uyuyan bir çocuk barıştır. Bir mültecinin onuruna yakışır biçimde karşılanması barıştır. Aç bir insanın aşağılanmadan ihtiyaçlarının karşılanması barıştır. Bir gencin geleceğe umutla bakabilmesi barıştır. Bir toplumun farklılıkları nedeniyle ayrıştırılmaması barıştır. Bir iş insanının sınırlar arasında ekonomik iş birliği kurarak toplumlar arasında karşılıklı güven ve refah oluşturması barıştır. Bir akademisyenin farklı düşüncelerle özgürce fikir alışverişinde bulunabilmesi barıştır. İki toplumun geçmişte yaşanan acıları inkâr etmeden geleceğin ortak hedeflerinde buluşabilmesi barıştır. Ve bir insanın, karşısındaki kişinin kim olduğunu, nereden geldiğini veya neye inandığını sormadan başka bir insanın yanında durabilmesi, onun hayatına dokunabilmesi ve ona yardım edebilmesi, dünyayı biraz daha insan yapan gerçek bir barış eylemidir.

Bizler biliyoruz ki affetmek tarihi silmek değildir. Affetmek, geçmişin geleceği rehin almasına izin vermemektir. İnsanlık geçmişte yaşanan acıları unutmamalı, ancak bu acıların yeni nesiller için yeni düşmanlıklara ve yeni çatışmalara dönüşmesine de izin vermemelidir. Tarih bilinmeli, yaşananlardan ders çıkarılmalı ve geçmişin acıları geleceğin barış kültürünü inşa etmek için birer öğretmene dönüştürülmelidir. Çünkü biz geçmişte yaşanan her şeyi değiştiremeyiz; fakat geleceğin neyi miras alacağına karar verebiliriz. Gelecek kuşaklara savaş meydanları yerine okullar, yıkıntılar yerine hastaneler, silahlar yerine kitaplar, nefret yerine diyalog, umutsuzluk yerine fırsat ve duvarlar yerine köprüler bırakmak bizim elimizdedir.

Dünyanın barışı inşa etmek için kusursuz insanlara ihtiyacı yoktur. Dünyanın, ilk adımı atmaya istekli samimi insanlara ihtiyacı vardır. Tek bir iyilik küçük görünebilir; ancak insanlık tarihi, milyonlarca insanın yüreğinde çoğalan küçük iyiliklerle değişmiştir. Bu nedenle insani barış, yalnızca büyük diplomatik anlaşmaların veya uluslararası zirvelerin konusu değildir. Bir öğretmenin öğrencisine verdiği umut, bir doktorun insan hayatını koruma iradesi, bir girişimcinin gençlere sunduğu fırsat, bir gönüllünün ihtiyaç sahibine uzattığı el, bir diplomatın farklı tarafları aynı masada buluşturması, bir sivil toplum kuruluşunun toplumlar arasında kurduğu köprü ve bir insanın başka bir insanı anlamak için attığı ilk adım da barışın kendisidir.

Barış, bir antlaşmaya dönüşmeden önce bir iradedir. Merhamet, bir kültüre dönüşmeden önce bir seçimdir. Diyalog, bir diplomatik mekanizmaya dönüşmeden önce bir zihniyettir. İnsanlık ise bir medeniyet projesine dönüşmeden önce bir vicdan meselesidir. Bu nedenle barışı yalnızca silahların sesini susturan bir kavram olarak değil, silahlı çatışmaları ortaya çıkaran sosyal, ekonomik, siyasi ve insani nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik kapsamlı bir anlayış olarak ele almalıyız.

Biz BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği ve SDID Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği olarak, toplumlar arasında diyaloğu güçlendirmeyi, sivil diplomasiyi yaygınlaştırmayı, insan onurunu korumayı, gençleri barışın aktif aktörleri haline getirmeyi, iş dünyasının ekonomik ilişkiler yoluyla toplumlar arasında güven ve ortak refah oluşturma kapasitesini geliştirmeyi ve kültürlerarası anlayışı güçlendirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. İklim değişikliği, göç, yoksulluk, gıda güvenliği, dijital dönüşüm, ekonomik eşitsizlik ve insani krizler gibi sınırları aşan sorunların ancak ortak akıl, uluslararası iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışıyla çözülebileceğine inanıyoruz.

Bugün dünyamızın daha fazla silaha değil, daha fazla güvene; daha fazla kutuplaşmaya değil, daha fazla diyaloğa; daha fazla duvara değil, daha fazla köprüye; daha fazla önyargıya değil, daha fazla anlayışa ihtiyacı vardır. Bizler farklı ülkelerde yaşayabilir, farklı dilleri konuşabilir, farklı kültürlere, inançlara ve düşüncelere sahip olabiliriz. Ancak hepimiz aynı insanlık ailesinin parçasıyız. Aynı dünyayı paylaşıyor, aynı gökyüzünün altında yaşıyor ve gelecek kuşakların kaderini birlikte şekillendiriyoruz.

Bu nedenle BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği ve SDID Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği olarak bütün devletleri, uluslararası kuruluşları, diplomatları, sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını, akademik çevreleri, gençleri ve dünyanın bütün insanlarını daha güçlü bir diyalog, daha kapsayıcı bir dayanışma ve daha insani bir dünya için ortak sorumluluk almaya çağırıyoruz. Çatışmaların değil çözümlerin, önyargıların değil anlayışın, ayrışmanın değil iş birliğinin, nefretin değil diyaloğun yanında olalım. Geçmişin acılarını geleceğin düşmanlıklarına dönüştürmeyelim. İnsan onurunu bütün siyasi, ekonomik ve diplomatik hesapların üzerinde tutalım. Çünkü gerçek barış, insanların birbirine üstün gelmesiyle değil, birbirini anlamayı öğrenmesiyle mümkün olacaktır.

Biz barışı seçiyoruz. Diyaloğu seçiyoruz. İnsan onurunu seçiyoruz. Sivil diplomasiyi seçiyoruz. Dayanışmayı ve ortak geleceği seçiyoruz. Çünkü inanıyoruz ki barış, bir antlaşmadan önce insanlığın ortak iradesidir. İnsanlık, kendisini her insanın yüzünde görebildiği zaman gerçek anlamda barış içinde yaşayacaktır.

Biz aynı gezegende birbirimize yabancı olmak için yaratılmadık. Biz, tek bir gökyüzünün altında, tek bir insan ailesi olarak ortak bir gelecek inşa etmek için varız.

BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği & SDID Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği