Musa Karademir’den NATO Ankara Zirvesi Öncesi Basın Açıklaması

“NATO’NUN GELECEĞİ, GÜVENLİKTEN ÇOK STRATEJİK ORTAKLIKLARIN GÜCÜYLE ŞEKİLLENECEK”

BDU Uluslararası Diplomatlar Birliği ve SDİD Sivil Diplomasi ve İş Dünyası Derneği Kurucu Başkanı Musa Karademir; NATO Ankara Zirvesi Öncesi Değerlendirmelerde Bulundu.

BDU ve SDİD Başkanı Musa Karademir, 7-8 Temmuz’Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde yaptığı değerlendirmede, küresel güvenlik mimarisinin tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, NATO’nun geleceğinin yalnızca askeri kapasiteyle değil; diplomasi, teknoloji, ekonomik dayanıklılık ve uluslararası iş birlikleriyle şekilleneceğini ifade etti.

Karademir, Ankara Zirvesi’nin yalnızca NATO açısından değil, Türkiye’nin uluslararası güvenlik diplomasisindeki rolü bakımından da önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

“Ankara Zirvesi, sadece NATO’nun değil, küresel güvenlik mimarisinin geleceğini belirleyecek stratejik bir buluşmadır.”

Türkiye’nin jeopolitik konumu, savunma sanayii kapasitesi ve bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rol sayesinde NATO’nun vazgeçilmez üyelerinden biri olduğunu belirten Karademir, ittifakın yeni dönemde çok boyutlu güvenlik anlayışını benimsemesi gerektiğini söyledi.

Türkiye, NATO’nun Güvenlik Mimarisinde Anahtar Ülke Konumundadır

“Türkiye, sahip olduğu stratejik konum, güçlü savunma altyapısı, terörle mücadeledeki tecrübesi ve çok boyutlu diplomasi anlayışıyla NATO’nun güvenlik mimarisinin temel taşlarından biridir. Ankara Zirvesi, bu stratejik rolün uluslararası düzeyde daha da güçlenmesine katkı sağlayacaktır.”

Geleceğin Güvenliği Teknolojiyle İnşa Edilecek

Yapay zekâ, siber güvenlik, dijital dönüşüm ve ileri savunma teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, geleceğin güvenlik anlayışını yeniden şekillendirmektedir. Yeni nesil güvenlik mimarisi, yalnızca askeri güçle değil; teknoloji, inovasyon, veri güvenliği ve stratejik uluslararası iş birlikleriyle inşa edilecek, bu alanlarda yatırım ve iş birliğini güçlendiren ülkeler küresel güvenlikte daha etkin ve belirleyici bir rol üstlenecektir.

Ankara Zirvesi Küresel Barış İçin Tarihi Bir Fırsat

Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, yalnızca müttefik ülkelerin güvenlik politikalarını değerlendireceği bir toplantı değil, aynı zamanda küresel barış, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi adına tarihi bir fırsattır. Zirvede alınacak stratejik kararların; diyalog, ortak güvenlik anlayışı, krizlerin barışçıl yollarla çözümü ve çok taraflı diplomasinin geliştirilmesine katkı sağlayarak daha güvenli, istikrarlı ve sürdürülebilir bir uluslararası düzenin inşasına önemli katkılar sunması beklenmektedir.

Sivil Diplomasinin Barışa Katkısı Yadsınamaz

Sivil diplomasi; devletler, kurumlar, iş dünyası, akademi ve toplumlar arasında güvene dayalı ilişkiler kurarak diyalog, karşılıklı anlayış ve iş birliğini güçlendiren en etkili barış araçlarından biridir. Resmî diplomasiyi tamamlayan bu yaklaşım, önyargıları azaltmak, ortak çözümler üretmek ve kalıcı barışı desteklemek açısından stratejik bir rol üstlenmekte; küresel istikrarın sağlanmasına ve sürdürülebilir uluslararası ilişkilerin geliştirilmesine önemli katkılar sunmaktadır.

Avrupa Birliği “Ortak Güvenlik ve Savunma Merkezli” Bakış Açısı ile AB Tam Üyelik Perspektifini Geliştirmeli

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güvenlik, enerji, göç ve jeopolitik sınamalar; Avrupa Birliği’nin genişleme politikasını ortak güvenlik ve savunma perspektifiyle yeniden değerlendirmesini gerekli kılmaktadır. NATO’nun önemli müttefiklerinden biri ve Avrupa’nın güvenliğine katkı sağlayan stratejik bir ülke olan Türkiye’nin, yalnızca aday ülke kimliğiyle değil, ortak güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir paydaşı olarak ele alınması; karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve uzun vadeli stratejik vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB tam üyeliğinin finalize edilmesi gerekir.

NATO Üyesi Ülkeler, Türkiye’ye Gerçek Müttefiklik Ruhuyla Yaklaşmalıdır

NATO’nun temelini oluşturan dayanışma, karşılıklı güven ve ortak sorumluluk ilkeleri, tüm müttefikler için eşit şekilde uygulanmalıdır. Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınması, ittifak içinde çifte standartlardan kaçınılması ve ilişkilerin ortak stratejik çıkarlar doğrultusunda şeffaflık, samimiyet ve güven esasına göre yürütülmesi, NATO’nun birlik ve etkinliğini daha da güçlendirecektir.